Bizimle iletişime geç
Bilgi Aktüel

Bilgi Aktüel

And Dağları’nda keyifli bir sarhoşluk: Cusco

Bilgi

22 Temmuz 2018 Pazar 01:39:34

Son Güncelleme: 22/07/2018 01:39:13

And Dağları’nda keyifli bir sarhoşluk: Cusco

Hiçbir gezginin görmeden geçmeyeceği bir Güney Amerika kenti Cusco. Machu Picchu’ya yapılan gezilerin mutlak durağı. Batı yarım kürenin en eski şehirlerden biri ve Quechua (Keçuva) dilinde dünyanın göbeği anlamına geliyor.

İnka mitolojisine göre güneşin oğulları Manco Cápac ve Mama Ocllo Titicaca Gölü’nden çıkıp kuracakları krallık için uygun bir yer aramaya çıkarlar ve Peru’daki And dağlarının eteklerindeki Cusco vadisine gelirler. M.S. 12.yy’da Cusco vadisinde bir senyörlük oluşturulur ve 14.yy’ın ortasında Pachacutec kralının tahta çıkmasıyla İnka Krallığı altın dönemine girer. Francisco Pizarro yönetimindeki İspanyolların 1533 yılında Cusco’yu kuşatmasıyla başlayan savaş dönemi ise İnka imparatorluğunun sonu olur.

Bugün ortalama 250.000 kişilik nüfusuyla Peru’nun en büyük 7. şehri olan Cusco’da kolonyal İspanyol mimarisinin örneklerini ve İnka medeniyetinden kalma binlerce yıllık taş yapıları görmek mümkün. Bu mimari şaheserlerin arasında bulunan McDonalds ise ne yazık ki bize küreselleşmeden 3400 metrede bile kaçış olmadığını hatırlatıyor. İçinde barındırdığı tüm zıtlıklara rağmen kent hala Alpakaların (bir tür lama) sokaklarda salındığı, kat kat ve rengârenk etekli Quechua kadınlarının San Pedro çarşısında patates, çorap ve et sattığı, gecenin bir yarısı erkeklerin chicha de jora’yı (mısır birası) fazla kaçırıp sokaklarda yalpalayarak yürüdüğü, 500 sene öncesine ışınlanmışsınız hissini veren bir yer. Turistlerin Pisco tadıyla ve salsayla ertesi güne uyandığı şehir İspanyolca öğrenmek isteyenler için de bir durak haline gelmiş. Birçok İspanyolca dil okulu dünyanın her yanından gelen öğrencileri ağırlıyor. Yüksekte bulunması nedeniyle Cusco’da hava genelde çok sıcak olmuyor. Yaz günlerinde vücudu yalayan güneş karanlık bastırınca kendini kemikleri donduran bir soğuğa bırakıyor. Evlerde ve ucuz otellerde ısıtma bulunmuyor. Bütçeniz düşükse iyi bir uyku tulumu tavsiye ederim. O kadar üşüdüm ki ben saç kurutma makinemi ısıtıcı olarak kullandım…

Kaçırmamanız gerekenler:

Machu Picchu: Quechua dilinde Machu Picchu yani ‘yaşlı dağ’ anlamına gelen bu eski İnka yerleşimi Peru’ya yolu düşen her yolcunun kalbinde atıyor. 15 yy.da İnka kralı Pachacútec zamanında inşa edilmiş ve 1983 yılından beri de Unesco’nun Dünya Mirası listesinde bulunuyor. Mimari ve mühendisliğin dünyadaki şaheserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Cusco’dan Machu Picchu’ya farklı şekillerde ulaşmak mümkün. Doğa Severler ve macera ruhlular eski İnka Yolu’nda yapılan yürüyüşlere katılabilirler. Ya da biraz daha kolayına kaçmak isteyenler için karayolunu önerebiliriz (tepeye çıkan otobüsler de var). Başka bir keyifli yolculuk da trenle Aguas Calientes kasabasına gitmek ve sonrasında güzel bir uyku çektikten sonra gün doğumundan önce tepeye varan yüzlerce merdiveni çıkmak. Yukarıya vardığınızda güneşin doğuşuyla birleşen ve içinizi kaplayan sonsuzluk hissini kelimelerle anlatmak mümkün değil.

Mercado de San Pedro: Cusco’nun en popüler yerel pazarı. Haftada 7 gün sabah 8:30 dan 18:30’a kadar açık olan bu pazarda her gün taze sebze, meyve ve et bulmak mümkün. Ayrıca çoğunlukla kadınlar tarafından işletilen mini büfelerden oluşan bir bölüm de bulunuyor. Burada öğle yemeğini çok ucuza yemek mümkün. Menüde genelde Pollo Milanese (Tavuk şinitzel), Lomo Saltado (sote sığır eti yemeği), Fideos (makarna) ve Arroz (Pilav) var.

Turistlerin artmasıyla beraber Cuscolu kadınlarda And dağlarının geleneksel rengârenk el dokuması ürünlerini pazara getirmeye başlamışlar. Dağ havası serin geldiğinde ek kıyafet almak ya da hediyelik olarak götürmek için herkes buradan alışveriş yapıyor. Alpaka yününden yapılmış olanları en sıcak tutanlar. Yerliler sadece Alpaka’nın yününden faydalanmıyor. Satılanlar arasında kurutulmuş Alpaka eti ve gördüğüm en garip şeylerden biri olan kurutulmuş Alpaka fetüsü de var. Evleri koruyacağına ve bolluk getireceğine inanılıyor.

Templo del Sol: İnka güneş tanrısı İnti’ye adanmış ‘Templo del Sol’ ve İspanyolların üzerine inşa ettiği Santo Domingo Manastırı görülmeye değer yapılardan.
Valle Sagrado (Kutsal Vadi): İnka döneminde önemli bir dini, askeri ve tarım yerleşkesi olmuştur. Kutsal dış tehditlerden koruyan bu kalelerden en önemlileri Pisac ve Ollantaytambo’dur. Günümüzde de bu kalelerin kalıntıları ziyaret edilebiliyor.

İnti Raymi Festivali: Her sene 24 Haziran’da Cusco’da kutlanan bu festival yılın en önemli kutlaması. İspanyollar tarafından 20.yy’a kadar yasaklanmış bu festival İnkaların güneş tanrısı ‘İnti’nin gelişi için yaptıkları kutlamalardan oluşuyor. Bunların arasında sergiler, sokaklarda ve meydanlarda yapılan çeşitli aktiviteler, konserler ve Quechua dilindeki tiyatro performansları yer alıyor.

Plaza de Armas: Cusco şehrinin can damarı olan bu meydanda kırmızı beyaz Peru bayrağı ve gökkuşağı rengindeki İnka imparatorluğunu temsil eden Tahuantinsuyo dalgalanıyor. Kolonyal dönemden kalma arşların çevrelediği meydan La Compania de Jesus katedraline ev sahipliği yapıyor. Merdivenlerinde oturup keyifle meydanı seyredebilirsiniz. Cafe, bar ve dükkânların da olduğu meydanı gün ışığı ve gece ışıklarıyla da görmek ayrı güzel.

San Blas Mahallesi: Cusco’nun kartpostalı andıran bu mahallesi, dar Arnavut kaldırımlı sokakları, kiliseleri, ufak meydanları, beyaz evleri ve sanatçı atölyeleri ile sanki insanın ruhunu uzaklarda gezdiriyor. San Blas Kilisesi içerisindeki Púlpito de San Blas (San Blas minberi) kolonyal dönemde kalma muhtesem tahta oyması işçiliği ile göz kamaştırıyor.

Cusco’da tadılması gerekenler:

Cuy: Gine Domuzu. Ne kadar ev hayvanı olarak beslediğimiz tüylü dostlarımızı yemek bize garip gelse de Gine domuzuyla yapılan yemekler And dağlarında binlerce yıllardır süregelen yemek kültürünün bir parçası. Tadı biraz tavuk etine benziyor. Kızartma, şiş veya doldurulmuş olarak sunuluyor ve genelde özel günler için yapılıyor. Cusco Katedralindeki Marcos Zapata tarafından yapılmış Son Akşam Yemeği tablosunda İsa ve Havarilerinin masasındaki tabakta bir Gine domuzu bulunduğunu söylersem şaşırmayın.

Koka Yaprağı: Peru, Bolivya, Cava ve Sri Lanka gibi tropikal iklimi olan bölgelerde yetişen Koka ağacından alınıyor. Kokain yapımı için bir kısmı izinsiz yetiştirilse de koka yaprağı kullanımı Peru’da yasak değil. Hatta En şaşırtıcı yükseklik sarhoşluğunu giderme yöntemlerinden biri şüphesiz koka yapraklarıyla demlenmiş bir çay içmek ya da yanağınızın içine bir tutam koyup ara sıra çiğnemek. İki yöntemi de denedikten sonra madencilerin saatler boyu yeraltında çalışmalarına da yardımcı olan ‘koka yaprağı çiğneme sanatı’nda başarısız olduğumu kabul etmeliyim. Tadı gerçekten kötü.

Pisco: Şili ve Peru arasında kökenine dair yaşanan anlaşmazlık günümüzde hala süregelen bu geleneksel alkollü içecek Peru’da 16.yy’dan beri saf damıtılmış beyaz üzüm suyundan üretiliyor. Adına her temmuzun dördüncü pazarında kutlamalar yapılan Pisconun tadını alabilmek için en iyi yöntem sek içmek.

Tanta Wawa: Aymara dilinde bebek ekmeği anlamına geliyor. Bebek şeklinde ve rengârenk dekore edilmiş tatlı bir ekmek olan Tantawawa 1 Kasım’da ölülerin ruhlarına adak olarak veriliyor.

Yorum yapmak için tıkla

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Bilgi

Yeni Haberler

Yukarı